Kauçuğun Hikayesi

Kauçuk ağacın botanik ismi Hevea Brasiliensis. Bu ağaç kabuğunda oluşan yaralanmaları tamir etmek için bir süt salgılıyor; bu sıvı haline lateks denir. Lateks kuruduğunda kauçuk oluşur. Kauçuk işlenmediği takdirde çok kısa zamanda çürüyüp toprağa dönüşüyor ve bu haliyle uzadığında tam olarak geri toplanmıyor.

Fakat yine de 3600 yıl önce Orta Amerika'nın yağmur ormanlarında yaşayan yerliler, Olmek'ler tarafından ayakkabılarını ve giysilerini su geçirmez yapmak için, kullanılmış. Aynı bölgede kutsal sayılan ve topla oynanan bir oyunun topunun yapılmasında da kauçuk kullanılmış. Bu topun bizim zamanımızın voleybol topu kadar büyüklükte ve 15 katı ağırlıkta olduğu tahmin ediliyor. Spor yaralanmaları kaçınılmaz.

İlk kullanımından binlerce yıl sonra, dağınık bir kimyager kaza sonucu kauçuğu bugün her alanda kullandığımız lastiğe dönüştüren işlemi keşfeder. İsmi pek de yabancı değil, Charles Goodyear. Ne yazık ki ismiyle anılan kuruluşlarla hayattayken hiçbir alakası olmamıştır. Goodyear, hayatının en önemli kısmını kauçuğu dayanıklı ve kullanılabilir bir hale getirmek için çalışmalar yaparak geçirmiş hatta bu takıntısı yüzünden büyük borçlara girip ödeyemediği için hapis bile yatmıştır. Yaptığı sistematik deneylerden tam bir sonuca ulaşamamışken şöminesini üstünde duran kauçuk kazara kükürt buharına maruz kalınca kauçuğun lastiğe dönüştüğünü anlar. Sonrasında yaptığı düzenli çalışmalarla bu işlemi kontrol edilebilir bir prosese dönüştürüp Vulkanizasyon adını verip patentini alır. Buzdolabından iç çamaşırına, binlerce ürünün vazgeçilmezi olan lastiğin mucidi 1860 Yılında 60 yaşında yoksulluk içinde ölmüştür.

Vulkanizasyon kauçuğu lastik haline getirmek için bir yöntemdir. Kauçuk karışımlı malzemenin içinde yer alan kimyasal bağların kuvvetlenmesini sağlayan yüksek sıcaklıkla gerçekleşen işlemdir. Çoğunlukla pişme işlemi olarak bilinir ve lastik halini almamış, kauçuk hamurunun yapışmasını, yırtılmasını, kırılmasını ya da uzadığında tekrar eski hale gelmesini önler.